Bilen Bilir
Gerek edebi gerekse düşünce yazarlarının bir çoğu müstear isim kullanmıştır.
Tarih: 10.4.2018 20:52:11/ 3778okunma / 1yorum

 

Eğreti olarak alınmış, takma (ad). Ad ve soyadın yanında kişiler kullanılması zorunlu olmayan adlar da kullanabilirler. Bunlar müstear ad ve lakaptır. Müstear ad kişilerin belli bir faaliyette bulunurken gerçek isimlerini gizlemek amacıyla seçip kullandıkları adlardır.

Eski dilde buna namı müstear da denir. Gerek edebi gerekse düşünce yazarlarının bir çoğu müstear isim kullanmıştır.

Bunlardan bazıları şunlardır. Sait Faik Abasıyanık: Sait Faik Adalı, Sait Adalı, Adalı, Nakleden, S.F Beşir Ayvazoğlu: B.A., Selim Gökçe Yavuz Bülent Bakiler: Cezmi Bülent, Bülent Cezmi Sezai Karakoç: Mehmet Leventoğlu, Yasin Işık, Mehmet Yasin, Mehmet Yasinoğlu, Yeni İstiklal, Sait Yeni, Mehmet C. Güneş Cahit Zarifoğlu: Abdurrahman Cem, Ahmet Sağlam, Vedat Can, Adem Yaşar, Ahmet Soyer,Hasan ışık Mehmet Akif Ersoy: Bedayül Adem, Muammer Ferdi Şairlerin kendilerine uygun bir mahlas seçmesi, hem Türk halk şiiri, hem de Divan şiiri geleneğinde şairliğin ilk şartlarından birisi olarak kabul edilmiştir.

Edebiyatımızda İran edebiyatı tesiriyle ilk Şeyhi (1375- 1431) ile başlayan bu mahlas alma geleneğine şairler daha sonraki dönemlerde de devam etmiş, şairlerimiz ruh hallerini yansıtan isimleri mahlas olarak almaya gayret etmiştir . Takma adlar zamanla öyle yaygınlaşmıştır ki yazarların, şairlerin gerçek adları zamanla unutulmuş, mahlasları ön plana çıkmıştır. Bu durum her dönemde görülmüştür .

Asıl adı Ömer Hulusi olan Muallim Naci; gerçek adı Mehmet Raşit Öğütçü olan Orhan Kemal; yine Ahmet Agah Beyatlı, Yahya Kemal; Musa Cevat Şakir Kabaağaçlı, Halikarnas Balıkçısı; Mehmet Nusret Nesin, Aziz Nesin bunlardan akla ilk gelenler. Mahlasların ortaya çıkması ve kullanılmasında değişik etkenler vardır. Divan ve halk edebiyatımızda genellikle saygı duyulan, üstat kabul edilen bir kişinin uygun görmesiyle mahlas alınmaktaydı. Tanzimat sonrası usta çırak ilişkisi zayıfladığı için yazar ve şairler takma adlarını kendileri oluşturmuşlardır.

Divan edebiyatında şiir yazmaya yeni başlayan bir şaire üstat bir şair tarafından mahlas verildiğinde yazılan manzumeye “mahlasname” adı verilirdi. Bu manzumede yeni şaire verilen mahlas ve niçin bu adın verildiği hakkında açıklamalar bulunur, genç şairi över tarzda beyitlere yer verilirdi . Şair Nef´i´ye mahlasını veren Gelibolulu Mustafa Âlî´nin mahlasnamesi ünlüdür. Şeyh Galib´e ilk mahlası olan“Esad” ismini veren şair Neş´et´tir ve Şeyh Galib´in şaire teşekkür için yazdığı 37 beyitlik kaside meşhurdur. “Neş´et dedi piran Zebanından edüp gûş Mahlas ana Esad ne saadet bu ne şandır”

Evet şimdi bunları belirttikten sonra ben neden müstear isimle yazıyorum onu izah edeyim.Birilerinin telkin ve müdahalesini önlemek için.İkincisi yapılan haberlerle alkalı hemen birilerini bulayımda bu haberi nasıl kaldırtabilirim telaşına düşenlerle muhattap olmamak için.

Üçüncüsü sadece derdimizin vatan ve millet olduğunu kendi ismimizi önemsemediğimiz için.Dördüncüsü bazıları herzaman bir siyasi parti (Siyasi partilerinin felsefesinden tamamen uzak)veya bir oluşumun arkasına sığınarak kendi ŞAHSİ çıkarlarının derdinde olanları ifşa etme için.Beşincisi Hükümet ve Devletin her türlü imkanları sağlamalarına rağmen işini yapmayanları çalışmayanları ,devleti zarara uğratanları eleştirmek için. Altıncısı şahsi çıkarlarına zarar geldiği zaman ve bunu farklı mecralara çekerek dikkatleri farklı yönlere çekmek isteyenlerle mücadele etmek için .

Ve son olarak zikrettiğimiz gibi edebiyat ve basın tarihimizde böyle bir gelenek olmasından dolayı müstear isimle yazıyorum böyle bir tercihte bulunuyorum.

BİZLER DEVLETİMİZE VEREMİYECEĞİMİZ HİÇ BİR HESAP İÇERİSİNDE OLMADIK OLMAYIZDA!!!!!!!!! BU GAZETEYİ FARKLI YERLERE ÇEKMEYE ÇALIŞANLAR DEVLETİMİZİNDE ELİNDE GEÇMİŞTEN BU GÜNE KADAR VAR OLAN ARŞİVLERE BAKMALARINI HATIRLATIRIZ!!!!! Saygılarımla








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Bilen Bilir
Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
demre
11.4.2018 06:49:04
Sivas postası eleştiriyi seven bir gazetedir.elestri doğru kaynaktan beslenirse muhattabini ileriye götürür .
Yetkililer Göreve!
Yetkililer Göreve!
SİVAS Numune Hastanesi doktor yetersizliği nedeniyle yeterince hizmet veremiyor. İlçelerden, köylerden, kasabalardan gelenler, hastalarının tedavisi için yeterli doktor olmadığından şikayet ediyorlar.
Sivas Kongresi´nin 100.Yılı
Sivas Kongresi´nin 100.Yılı
Kimi şehirler, çekirdek bünyelerinde felsefi bir damarı barındırırlar lakin, o şehrin müntesiplerince bu damar bir türlü harekete geçirilemez.
Annem Öldü mü
Annem Öldü mü
/sen benim arkamda benzerdin dağa.../
Bu Güzel Haber İşte!
Bu Güzel Haber İşte!
SİVAS´ta sıra dışı etkinlikler de boy gösteriyor. Eski ağaçlardan, bina yıkıntılarından temin edilen odunlara, maharetli elleriyle şekil veren Kemallettin NAMOĞLU, şehre bir çocuk köyü kazandırma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Mesele ERDOĞAN Değil ki!...
Mesele ERDOĞAN Değil ki!...
Ama tek Türkiye var. Ve 100 yıllık Türkiye Cumhuriyetini teslim etmemek için hala bir şansımız var.
Keşişin Kayıp Kitapları
Keşişin Kayıp Kitapları
SİVAS tarihi ve kültürü açısından çok önemli hatıralar zinciri...
Hakan AKSU ve Beklentiler
Hakan AKSU ve Beklentiler
Sivas´ta yıllardır oluşan çalışmama üzerine kurulan düzeni yıkmalı. Uzun yıllardır görev yapan, çalışıyormuş gibi görünen, sıkı sıkıya koltuklarına yapışan yapının bir an önce değişmesi için çaba göstermesi bekleniyor.
DARENDE´ye Doğru Ağır Zaman
DARENDE´ye Doğru Ağır Zaman
Ağır bir zaman… Hayatın çentikli anı, kayda değer bir zamanı dillendirmeye namzet bir huzur ile, içine doğru kıvrılan bir nehir gibi ilerliyor yavaş yavaş… Öte dağlar ve öte diyarların, kendi kendileri ile söyleşmeleri belki de çoğu şeyi anlamlı kılan… Kayda değer bir zaman, ağır ağır ilerliyor DARENDE´ye doğru…
DARENDE´yi Görmeden Ölmeyin!
DARENDE´yi Görmeden Ölmeyin!
Bir zamanlar SİVAS´a bağlı olan DARENDE, gezip görenleri adeta büyülüyor. SOMUNCU BABA ile manevi bir iklim etrafı kaplarken, GÜNPINAR ŞELALASİ ile de doğanın insana sunduğu cömertlik ap açık ortada duruyor.
GÜRÜN´de Ağaçlar Sabırda
GÜRÜN´de Ağaçlar Sabırda
GÜRÜN´de bu yıl dallar meyveye duramadı. Geçen yıl ağaçlar meyve yükünden kırılacak gibi olurken, bu sene yaşanan DOLU nedeniyle ara ara meyve olduğu gözlemlendi.
BURUCİYE Bunu Hak Ediyor mu?
BURUCİYE Bunu Hak Ediyor mu?
SİVAS´ın taş abidelerinden biri olan BURUCİYE MEDRESESİ, deyim yerinde ise kasvet haneyi anımsatıyor. İçine girip çay içenlerin içinin daraldığı gözlemlenirken, zerrece işletme mantığının da olmaması insanları üzüyor.
Kurban ile İlgili Bazı Hususlar
Kurban ile İlgili Bazı Hususlar
Kurban kesmeyi "vacip" olarak kabul eden Hanefi mezhebine göre nisap miktarı mala sahip olan her bireyin ayrı bir kurban kesmesi gerekir.
Sen Sadece Yalansın Dünya!
Sen Sadece Yalansın Dünya!
Ünlü yazar Armağan ETHEMOĞLU vefat etti. ANKARA´da kalp krizi sonucu vefat eden Armağan ETHEMOĞLU, Ankara´da toprağa verildi.
Üç Günlük Dünya mı?
Üç Günlük Dünya mı?
Üç nesillik Rüya!” ancak ve ancak emekle, vizyonla, çalışmakla, azimle, dürüstlükle, merhametle, birlik ve beraberlikle, adil paylaşımla ve hakkaniyetle gerçeğe dönüşebilir ve bir hayat tarzı haline gelebilir!
yalan dünya...
yalan dünya...
/yürü bre yalan dünya/ sana konan göçer bir gün/
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar