Ben Ay Sultanım
Ben Ay Sultanım, bakmayın alemden aleme salıverdiğime ışıklarımı… Bin yıldız kondurulan yüreğim ile soluklarım hayatı… Bin yıldız kondurulan yüreğim ile yaşarım kendi içimde, zamanın seyri alemini…
Tarih: 29.5.2017 20:57:33/ 1282okunma / 17yorum

 

Göğün emsalsiz şiirini zaman ve mekan aşan duygularla, yaşayan benim… Benim, onulmaz dertlerle yüreğini sıgaya çeken… Ben Ay Sultanım, dağların yamacında açan çiçeklerin elimi kolumu bağladığını bilirim… Bilirim arşı aladan bana uzanan sözler sözünü…

**

Göğün bütün yarenleri, özge bir candır canımın içinde. Samanyolunun sonsuz yıldız tanecikleri ile ara ara yıkarım narin bedenimi. Ay aydınlık gelecekler temenni edemesem de, gecenin en ari vaktinde, dolanır dururum âlemden âleme…

**

Söz anlamını yitirmeden, tan vakti bağrıma inen Süreyya Yıldızları gelmişti bir zaman. Yedi kandilli Süreyyalar söylediler, sırlar içindeki en güzel sırları.

“Ay Sultanım, Yıldız Dağında bir ahlat bekler yıllardır sarımtırak huzmelerini” diye uzun uzadıya bir destanı fısıldadılar, bark bark eden suretime…

**

Bir gece vakti, yağmur daha seyri suluk etmeden canlı cansız bütün bedenlere, uzattım naif başımı Yıldız Dağı´nın yamaçlarına… Kıraç bağrının en kıraç kenarcığına yaslanmış, sukut üzre duran bir ahlat ağacı ilişti gözlerime… Yağmurdan ıslanmış bedenine aldırmadan, görünce canlanıverdi birden bire…

**

“Asırlar var ki seni beklerim Ay Sultanım” dedi. Asırlar var ki, kök salıp naif bedenimde yaralar daha açılmadan, seni beklerim dedi. Gökle söyleşen ışıklarınla her daim bedenimi yıkasam da, senin bulutlar ardındaki salınmanın meftunuyum dedi…

**

Asırlar var ki yemişlerim, bir çocuğun yumuk yumuk ellerine düşmese de, yanı başımda can hıraş bir aşkla kanat çırpan serçelere emanettir. Mini mini gagaları ile tadarlar ahlatlarımı…

“Ama illa da seni beklerim asırlardır Ay Sultanım” dedi.” Şu koca Yıldız Dağı şahittir ki, şu gök, şu Samanyolu, şu Ülger, şu Yedi Kandilli Süreyya şahittir ki seni beklerim asırlar var ki” dedi.

**

“Gelin başı bulutlarla söyleşir, gecenin en öte vaktinde, Yıldız Dağı´nın omuzlarına başımı kor ve yıllar varki seni beklerim” dedi.

Sustum bir zaman. Dolandım gökler içindeki gök katlarını. Salıverdim ışıklarımı ovalara, bayırlara, yağmurun sesine karışmış kadife seslere…

Döndüm durdum ve yine yöneldim, bana hayatın sırrını ifşa etmeye çalışan Ahlat Ağacı´nın yanına…

**

Söyle ahlat ağacı dedim. Ben Ay Sultanım, candan içre can, gönülde yıkanıp yunulan abı hayatım dedim. Kök salmış bedenini, bilgeliğe yönelmiş dallarını, olgunlaşıp, minnacık serçelerin gagalarıyla oynaştığı yemişlerin aşkına söyle bana dedim…

**

Çözüldü gizemler içindeki gizem cümleleri. Ben Yıldız Dağı´nda yalnız bir ahlatım dedi. Asırlar var ki, yalnızlığın bedenimi yakmışlığına rağmen, sere serpe yılları yudumlayan benim dedi. “Daha kök salmaya başlayalı beş altı yıl olmuşluğum var ki, Ay Sultanın ziyasıyla yıkarım bedenimi” dedi.

**

Şu Koca Yıldız Dağı, Ülger, Çoban Yıldızı, Samanyolu, Yedi Kandilli Süreyya şahittir ki, zaman ve mekan aşan sırlar içindeki en naif sır ile imtihanlıdır bedenim” dedi.

Sen umarsız göklerde, ışıklarını salarken yücelerden yücelere, ben bedenimin oyuk oyuk olmuşluğuna aldırmadan, senin bulutlar ardındaki salınmanı beklerim dedi.

Bir söz, bir sır, bir nida, bir adanmışlık üzre zaman ve mekan aşan bir bekleyişim vardır dedi.

“Ay Sultanım, asırlar var ki söyleyeceklerim, imbik imbik salındı bağrımdan” dedi.

Ahlat agacı konuştukça sustu bütün isimsiz dağlar. Ahlat ağacı konuştukça Yıldız Dağı sustu, Tecer Dağı sustu, Kösedağ sustu,Ay Sultan sustu,Mor menekşeler sustu...Börtü böceğe bağrını açmış bütün ovalar, dereler, vadiler susup dinlediler ahlat ağacının nidasını:

“Ben Yıldız Dağı´nda ahlat

Bildiğin üzere

Bakar dururum açık göklere.

**

Bazen gelin saçı bulutlardan

Bir umut sarkar üzerime,

Sonra komaz ki kör olası rüzgar

Sürer götürür ötelere.

**

Yıllar yılı hep böyle.

Ökse emdi, karga oydu.

Tırtıl yedi bitmedim…

Ne yeşerdim meyve doldum

Ne kurudum odun oldum.

**

Yaz der, sonbahar der

Yel alır yaprağımı götürür

Sel alır toprağımı;

Kanım donar kara kışta

Damar damar…

**

Ben yıldız dağında ahlat

Bildiğin üzere

Bakar dururum açık göklere…”

 Sözler içinde bir söz söyledi ahlat ağacı. Bin yıldız kondururcasına yüreğime, sözler içinde çok söz söyledi ahlat ağacı. Olmazlar içindeki nice olmazı, isimsiz dağların yamaçlarında açmış narin çiçekleri de hesaba katarak, sözler içinde bir söz söyledi ahlat ağacı…

**

Ben Ay Sultanım… Gelin başı bulutların ardında, gecenin yağmur vaktini onaran, sırlar içindeki sırların tek şahidiyim… İğri iğri inen yağmurları, sarımtırak suretlerde bütünleyen benim… Bakmayın dolanıp durduğuma âlemden âleme… Zaman ve mekân aşan, sırlar içindeki sır benim… Benim, hayatın suretinde sakladıklarıyla avunan… Ben Ay Sultanım, bütün isimsiz dağların, bütün naif çiçeklerin, bütün yağmurun libasını giyinmiş zamanların, bütün zarafet sırların, gökle söyleşen turnaların, geceyi bölen kadife nidaların tek sahibiyim…

Ben Ay Sultanım, bakmayın alemden aleme salıverdiğime ışıklarımı… Bin yıldız kondurulan yüreğim ile soluklarım hayatı… Bin yıldız kondurulan yüreğim ile yaşarım kendi içimde, zamanın seyri âlemini…

                                                            OSMAN ÇELİK











Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Sultanım
Okuyucu Yorumları (17 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
İbrahim
25.10.2015 15:03:15
Sevgili dostum, GİRESUN´da okurken de hep güzel şeyler ortaya koyardın.Senin enerjine hep şaşardım. Yine güzel yazmışın. AY bizim ADIYAMAN´da da inan çok güzel.Bu yazıdan sonra, aya bir başka bakmaya başlayacağım. Sevgiyle kal sevgili dostum... İbrahim ULUCA /ADIYAMAN
NESRİN
25.10.2015 13:37:45
Son günlerde okuduğum en hoş bir deneme. Bizi ayrı bir dünyaya götürdün yine arkadaşım. Senin deyiminle, "yaşamın görünmez yüzü"nü yeniden anımsattın arkadaşım. Güzel bir yazı, kahve tadında hemde...
İclal Arı
25.10.2015 15:35:34
Müthiş bir yazı. ŞİİR GİBİ VALLAHİ. Kelimeleri çok enteresan kullanıyorsun.Yine yazının en derinini sen anlıcaksın galiba.Biz gördüğümüzü okuyalım, sen öbür yüzünü. Tebrik ederim ne güzel bir yazı yine.Akıcı bir uslüp, insanı yormuyor... Artık şu YILDIZ DAĞI na da gidelim bence...
ERCAN
25.10.2015 15:50:12
Evet, güzelce bir monolog. --AY ile Ahlat Agacının Konuşması çok hoşça olmuş... KUTLARIM... hoşça bak zatına...
ZEYNEP
25.10.2015 15:59:16
OSMAN BEY; Sizin yazı konusunda SİVASTA en usta insanlardan biri olduğunuzu her ortamda söylüyorum.Oturaklı bir uslubunuz var. ELBETTE Kİ SAĞLAM KİŞİLİĞİNİZİN DE BÖYLE GÜZEL YAZILARDA ÇOK AMA ÇOK BÜYÜK BİR ETKİSİ VAR. Edebiyatımıza çok özel ürünler kazandırmaya devam edeceğinize inancım tam. Başarılar diliyorum.
EN YAKIN ARKADAŞIN
25.10.2015 17:14:57
Hayatı doğru okumalı bence.İnsan uzaklara değil yakınlara bakmalı.yaşam bu işte.Hayat insana sunulan bir hediye bence.Bir saat gibi işleyen zaman,her an yeni hediyeleri insana sunar...
ŞENNUR
25.10.2015 17:40:01
EDİRNE´den selamlar Osman hocam. YAZINI YİNE BEĞENİ İLE OKUDUM.hatırlarsan ZARA da da KÖSEDAĞ a götürmüştün bizi.DOĞAYI HEP SEVERSİN HOCAM.bu yazın da doğa ve sevgi dolu.KUTLARIM.
İlkim
25.10.2015 16:44:51
BU GÜNLERDE DUYGU YÜKLÜ YAZILARA AĞIRLIK VERİYORSUN.sonbahar etkisi galiba.gerçek hayata dön benceeee ;-)
ÇAĞAN
25.10.2015 18:09:29
Osman abi GİRESUN çoğu zaman bulutlu.onun için AY ı az görüyoruz.Bir Sivas seferi olursa ayı çok izlemek isterim.SEVGİYLE KAL ABİ SENİ OKUYORUM.
HALDUN
25.10.2015 21:31:57
BİR GÜZ AKŞAMI BİR YAZI İNSANI ANCAK BU KADAR GÜZEL SARABİLİR KANIMCA. Ankara´nın bazen sıkıcılığını böyle yazılar dağıtıyor.TRT metinleri tadında denemeler.BİR GÜN SINIRLARI AŞAN BAŞARILAR YAKALAYACAĞINA İNANIYORUM KARDEŞİM.
NİHAL
26.10.2015 13:41:03
hocam ben HAFİK´ten NİHAL.Bizde çok emeğiniz var. Babamız annemizden çok ilgilenirdin. Ta HAFİKten Sivasa müzeye getirirdin bizi. SİZİ HİÇ UNUTMUYORUZ ARKADAŞLARIMIZLA. SİZİNLE GURUR DUYUYORUZ HOCAM.
ERAY
26.10.2015 17:54:05
tam senlik bir yazı. doğal içten.herşeye böyle güzel bakabilmeli insan bence. sen bunu başarıyorsun.ortaya koyduğun çalışmalar çok güzel. sıradan olmamaya hep özen gösterdin ve tavizsiz yürüyüşün sürüyor arkadaşım. tebrik ederim. SİVAS a selamlar....
Kemal Sarıkaya
26.10.2015 20:42:36
Osman Bey, Yazılarınızda çok özel bir tat,çok özel bir buğu var.Sizi kutlarım.Sivasın önemli bir yazarı olduğunuz su götürmez bir gerçek.daha pek çok çalışma ile edebiyat alemine katkınızın devam edeceğine inanıyorum.Yolunuz açık olsun.
İrem Karaca
27.10.2015 09:49:20
Osman bey, Şuan gördüğüm kadarıyla Sivas Basınında,sanat ve edebiyat üzerine yazı yazan tek kişi sizsiniz. Ürünlerinizi beğeni ile takip ediyorum.
Hasan BAYRAM
27.10.2015 19:18:16
OSMAN ABİ, BÜTÜN yazılarını okuyorum. Memleketten uzağım ama gönlüm SİVASTA ABİM.SİVAS ı SİVAS POSTASI´ndan okuyorum. Özellikle senin bu yazıların çok rahatlatıyor insanı. Başarılar abiciğim.
NURAY
31.10.2015 20:18:12
okudum, okudum, okudum.. Okumaya da devam edeceğim
nurşen
15.11.2015 13:06:28
ARADAN YILLAR GEÇTİ ve sen hiç değişmedin Okul Arkadaşım...
İsyanın Şairi, Şairin İsyanı
İsyanın Şairi, Şairin İsyanı
Efsane devrimci Che Guevara, mücadelesi ile gündemde iken onun şairlik yönü ise kamuoyunca bilinmiyor. Hayatı boyunca, mücadeleden mücadeleye koşan Che Guevara´nın hayatını azıcık bilip bilirmiş gibi yapan sanal sosyal demokratlar, kapitelistleşmekten kendilerini alamıyorlar.
SİVAS BENİM YÜREĞİMDE...
SİVAS BENİM YÜREĞİMDE...
Dumlupınar ilkokulunda okuduğu yıllarda "Sesimiz" adındaki aylık okul gazetesinde yazdığı şiirlerle başlayan yazın hayatına halen devam eden Mustafa BALEL ile gazetemizkeyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.
Bir Şair Göçtü Dünyadan
Bir Şair Göçtü Dünyadan
SİVAS Kültürüne sevdalı eğitimci şair Muzaffer ÖZDEN ölüm yıl dönümünde rahmetle anılıyor. Bir yıl önce 6 Ağustos 2016 yılında aramızdan ayrılan ÖZDEN, içli şiirleri ile tanınmakta.
Şairle Dostluk Gibi Tekinsizdir Hayat
Şairle Dostluk Gibi Tekinsizdir Hayat
Orhan TEPEBAŞ, genç kuşağın velut şairlerinden biri olarak dikkat çekmeye devam ediyor. Sezai KARAKOÇ, Nuri PAKDİL ve Mustafa KUTLU gibi kültür hayatımızın öncülerinin yolunda emin adımlarla ilerleyen TEPEBAŞ, “Kadim Kapı”adlı eseriyle büyük beğeni topladı.
AZİZ VLAS Turizme Kazandırılmalı
AZİZ VLAS Turizme Kazandırılmalı
Sivas´ta yaşadığı bilinen Aziz VLAS, dünyanın her tarafında Sivaslı VLAS olarak tanınıyor. Mezarının Gök Medrese civarında olduğu varsayılan VLAS´ın, isminin yaşatılıp turizme kazandırılması durumunda, pek çok değişik milletten insanın, SİVAS´a gelerek AZİZ VLAS´ı ziyaret edip inanç turizmi açısından şehre önemli katkıların sağlanacağı belirtiliyor.
Aziz Baba´nın Malları Yağma
Aziz Baba´nın Malları Yağma
Sivas araştırılmayı bekleyen pek çok konuyu içinde barındırıyor. TAŞHAN´da bir zamanlar ticaretle uğraşmış Aziz Baba´nın ilginç hayatını araştıran SİVAS POSTASI GAZETESİ, önemli sonuçlara ulaştı.
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
ŞAH DEDE´yi Götüreceklerdi!
Sivas Postası Gazetesi´nin ilk defa gündeme getirdiği Şah Dede´yi ORDU´ya götürme haberi ses getirdi. Gazetemiz ile temasa geçen pek çok SİVASLI, bu tarihi gerçeğin dile getirilmesinden dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler.
Taşları Yemek Yasak
Taşları Yemek Yasak
Taşları yemek yasak...
Soğuk Çermik Dökülüyor!
Soğuk Çermik Dökülüyor!
Doğa harikası Soğuk Çermik pislik içinde. Belediye tarafından işletilen çermikte, hiçbir çalışma ortada görülmüyor. Ahmet Turan Gazi Hazretlerinin istirahatgahının, böyle ıssız ve unutulmuş olması Sivaslılar´ın tepkisini çekiyor.
Bir Şehri Sevmek
Bir Şehri Sevmek
SİVASLI Yazar Osman ÇELİK tarafından kaleme alınan” Sivas´ın Yitik Zamanları” isimli kitap, özellikle il dışında yaşayan SİVASLILAR´ın yoğun ilgisini çekmeye devam ediyor.Şehrin güzelliklerini akıcı bir uslup ve benzetmelerle ölümsüzleştiren yazarın yeni bir kitap hazırlığında olduğu ve sonbahar ile birlikte bu kitabın da okurlarla buluşacağı bilgisine ulaşıldı.
SİVASLI Balel´den Güzel Bir Eser
SİVASLI Balel´den Güzel Bir Eser
Günümüz Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden usta öykücü ve romancı Mustafa Balel gençler için kaleme aldığı bu romanında bir okul gösterisinde, öğretmenin Fransız konsolosunu canlandırmasını istediği ilk gençlik çağındaki bir çocuğun yaşadıklarını anlatıyor.
Dergi Denilip Geçilmemeli
Dergi Denilip Geçilmemeli
Dergi denilip geçmemeli. Dergiler, öte dostlukların da ilk harcıdır. Toplumun geneli anlamaz bir dergi çıkarmanın heyecanını ama, bu işi aşkla yapan bir avuç insan, bu yaptıklarının hayatlarının en güzel anlarından biri olduğunu bilirler…
Yoruldum!
Yoruldum!
"ne çok acı var!..."
Dünya da Bir Tek Sivas´ta Yapılıyor
Dünya da Bir Tek Sivas´ta Yapılıyor
Sivas Mutfağının Sultanı olan TONUS KÖFTESİ, dünyada bir tek ALTINYAYLA yöresinde yapılıyor. Özel misafirler için hazırlanan bu köfteye, düğün köftesi de denilmekte.
Bir Kum Tanesi Olsam
Bir Kum Tanesi Olsam
Bir yağmur olsam gecenin bağrında. İniversem gelin başı bulutlardan. Ap apak dallardan süzerek güneşin huzmelerini, sunuversem akasyaların naif bedenlerine. Dağların en tepesinde, ay aydınlık düşlere mırıldansam zaman ve mekan aşan duyguları.Bir şairin kaleminde yaşam bulsam.Tanıdık ellerde soluklasam kır çiçeklerinin naif şarkılarını…Bir şiir olsam zamansız ve mekansız…İniversem çorak gönüllere… Dolanıversem huzur adalarının etrafında…Uzak iklim şarkılarını turnalardan öğrensem ve uzanıversem göğün tılsımlı kollarına…
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
04:34 06:12 12:34 16:00 18:38 20:03
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar