bayramın dokunaklı hüznü...
Dokunaklı, yarı mahzun, yarı sevinçli bayram günleri...
Tarih: 14.6.2018 02:30:29/ 977okunma / 0yorum

“dudaklarımda çürükler vardı
dağ çiçeklerinden ötürü.
ırmaklara salardım kendimi
ruhumda kaynar adımlarla gezinen dünya”

                                İsmet ÖZEL

 Bayramın, hüznü çağrıştıran değişik bir anlamı içinde barındırdığını söylesem mübalağa etmiş olur muyum bilemiyorum.

Nedenini çözemediğim kırılgan bir hüzün kaplar bayramları içimi... Anlamına varamadığım, kekremsi bir kırılmışlık esir alır  bedenimi.

Her bayramda ve bir de sonbaharda, aynı duyguların tutsağı olurum yıllar yılı.

Tuhaf, çok tuhaf bir asudelik alır götürür hayallerimi ötelerden ötelere.

Yılda iki bayram ve birde Sonbahar...

Huzurun, âlem içindeki âleme sirayet ettiği bu günlerde, yüreğimin tam orta yerini yangın yerine çeviren bu ruh halinin, nedenini bir türlü anlayamam...

Uçlarda yaşamanın verdiği bir iç çalkantılar silsilesi belki de. Hep uçta… Sevgide en uçta, nefrette en uçta…

Ara iklim psikolojisi diyorum yaşadığım bu ruh haline.

Mutluluk ile hüzün arasında gidip gelen bir psikoloji.

Ortası olmayan uçlardan ya biri, veya diğeri.

Bayramların, herkes gibi beni de kollarına alan o engin huzur atmosferi yanı sıra, üzerime oturan dokunaklı ağırlık, hangi mevsimde bayram yaşanırsa yaşansın, beni sonbahar ile bütünler nedense…

Herkesin, günler öncesinden hazırlandığı bayram günleri, bambaşka bir hüzne gark eder içimi.

Dokunaklı, yarı mahzun, yarı sevinçli bayram günleri.

Daha bayrama birkaç gün kala, sarar benliğimi bu haleti ruhiye. Bayrama sayılı anlar kala doruğa çıkar; ara ikliminde beni divane eyleyen anlam içindeki anlamlar.

Sanki bütün göçmen kuşlar, ağıt korolarına beni de dahil ederler.

Bütün ağaçlar, rüzgârla söyleştirdikleri yaprakları arasına, sanki beni de katarlar.

İsimsiz dağların tebessümüne çöken sisli bulutlar, bilemediğim bir hüzün deryasına salarlar sanki içimin en tenha köşelerini.

Geceleri göğü asudeleştiren, şerha şerha bulutların arasından süzülen yıldızlar, toprakla bütünlenmenin sarımtırak rayihasını dağıtırlar sanki her bayram yüreğime.

Çağıltısı dinmeyen ırmaklar gibi, içimde ağır aksak adımlarını duyar gibi olduğum yılkı sürüleri, hayallerimin ebruli sükûnetini daha bir coştururlar bayram arefelerinde…

Ara iklim psikolojisi diyorum ben bunlara. Yılda iki defa bayram günleri ve bir de sonbaharda yaşadığım duygu sağanağı…

Kendi içimde, içimin en içinde bir ortaoyunu gibi beni sarıp sarmalayan hüzünbaz duruluk…

Huzur içindeki hüzün, hüzün içindeki huzur…

Çabucak büyüyen ve büyüdükçe çocuklaşan bir ruh hali mi beni sarmalayan?

Ya da, toprağa ram olmuş anıların, bayramlarda her anımsanmada, yüreğin bam telini zangır zangır titretip, kekremsi şiirleri göz sarayların konuk etmesi midir?

Ya da borana, tufana tutulmuş dağlar içindeki en nazenin dağın, içindeki akvaryumları bahar sellerine bırakması mı?

Ve yine bir bayram… Huzur ve hüzün… Hüzün ve huzur…

 








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: bayramın dokunaklı hüznü
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Üretim Ekonomisi
Üretim Ekonomisi
Hatem TÜRK´ün yazısı...
FETÖ Davaları Nasıl Gidiyor?
FETÖ Davaları Nasıl Gidiyor?
Abdurrahman DİLİPAK´tan çok önemli analizler...
Sivas´ta Şair Bir Şehzade
Sivas´ta Şair Bir Şehzade
SİVAS Yukarı Tekke´de bulunan Şehzade Bayezıd, iyi bir şehzade olmanın ötesinde aynı zamanda şair biriydi. Babası Kanuni Sultan Süleyman´a yazdığı o muhteşem şiiri hala dillerden düşmüyor.
Huzur Nerede Sahi?
Huzur Nerede Sahi?
Arayışlar nereye götürüyor insanoğlunu? Bitmez tükenmez koşturmaların insan ruhunu berhava eden cenderesi ne zaman son bulacak?
ATALAR DER Kİ:
ATALAR DER Kİ:
/büyük lokma ye, büyük söz söyleme/
SİVAS´ın Zihniyeti Değişmeli
SİVAS´ın Zihniyeti Değişmeli
Osman ÇELİK Yazdı...
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Her “hak” almasında derdi ki; “Allahım beni bana bırakma.”Bu bilge sözü akşama kadar belki yüz defa söyler idi. “Allahım beni bana bırakma, Allahım beni bana bırakma…”
Bu ŞEHİRDE Kuşlar Aç Kalmaz!
Bu ŞEHİRDE Kuşlar Aç Kalmaz!
Hiçbir zaman terk etmeyip tüneyecek bir ağaç bulan serçeler, hiçbir gün yiyecek sıkıntısı çekmediler. Bayat ekmekleri parçalayarak serçelerin önüne sunan şehrin insanının, genlerinde taşıdığı merhamet ışığını söndürmemesi ümitli olmamız için yeter de artar bile…
Memleket...
Memleket...
Sonra Sivas´a dönmek için araba tuttuk. Yolda giderken ‘Ah, unuttum´ dedi: ‘Buranın karayemişleri meşhurdur. Anam beni İstanbul´a mektebe gönderirken yanıma torba içinde yemişler vermişti, onları yiyerek gelmiştim. Benim memleket sevgim, yemişle başlar. Geri dönüp alalım.´
SAVUNAN GAZETE
SAVUNAN GAZETE
Her olumsuzluğa karşı CESUR ADAMLARIN bir araya gelip şehri savunduğu SİVAS POSTASI, Türkiye´nin en çok okunan YERELgazetesi olarak yayın hayatında iz bırakıyor...
Bir Siyah Sancaktır Gece
Bir Siyah Sancaktır Gece
Emsali Karaduman Yazdı...
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Kumru kuşları “hu hu” diyorlar, aşağıda da Fakı Amca “hu hu” diyordu. Bir Ramazan Amca, bir kuşlar, sıralarını sekitmeden “hu hu” diyorlardı.
Yalansın Dünya Yalan!
Yalansın Dünya Yalan!
Edebiyatımızıın "Dede Korkut" u 88 yaşındaki şair Bahaettin Karakoç, Kahramanmaraş´ta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Ya Sivas Postası Olmasaydı?
Ya Sivas Postası Olmasaydı?
SİVAS´ta gündemi sadece ama sadece SİVAS POSTASI Belirler...
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Dedim ona ki “DÖNDÜ Bacı un helvası yapmayı bilirsin” dedim. Dedi ki “gadasın aldığım SİVASLI mısın yoksa” dedi.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar