Bahar Geldi Haberli Miyiz?
“Toprağın alacağı vardı diyorum kendimce…”
Tarih: 5.3.2018 21:45:10/ 1623okunma / 0yorum

 
“İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından
İnsandan insana şükür ki fark var…”             

Baharın tılsımını, sağa sola usulünce iliştiren yağmurlar da olmasa, yüreğimizin hükmüne esaret olan serzenişler de ayılmayacak sanki…

Dağların yamaçlarında erimeye ramak kala tükenen kar kümecikleri, son bir veda sukutuyla eğrelti sulara karışıp damla damla ilerliyorlar Bahar Sultanının ayağına doğru.

***

İğri iğri yağan yağmurlar, bir şiir gibi çağıldıyorlar yeniden hayatın seyri alemine doğru.

Kül renkli kara bulutlar, ötelerden taşıdıkları bahar bayramlıkları ile arzı endam ediyorlar aylar sonra…

Cama vuran asude yağmur taneleri, bir şiirin son mısrasında soluklanırcasına keşkeleri alıp götürüyorlar ötelerden ötelere…

***

Kurak geçen bir kışın ardından, yağmur taneciklerinin gökle söyleşen endamı, esrik tebessümleri, içselleştire içselleştire soluklanıyorlar yeniden…

Yağmur, şerbetliyor tadı tuzu kaçmış hayatın kıyısını köşesini…

***

“Toprağın alacağı vardı diyorum kendimce…”

Kendimce, insanın alacağı vardı diyorum…

Yağmur damlalarının o gizemli raksı, dağıtmaya çalışıyor sanki durağanlığın insan içine işleyen nekahetini…

***

Çisil çisil bir asudelikle, sere serpe uzanan yılkılar gibi iniyorlar dağlara tepelere…

Toprağın alacağı vardı diyorum sorgusuzca. Kurak bir kıştan sonra, toprağın zarafetle vuslatı var diyorum kendimce...

Gök gürültüsü henüz işitilmeden, dağların öte diyarlarındaki gölcüklere sızım sızım sızıyor yağmur huzmeleri.

Sere serpe bir tutkuyu anlatırcasına, cama vuran yağmur zerreleri ile bütünleniyor sanki her şey.

Her şey, çizilmiş resimler gibi kaderin hükmüne boyun eğe eğe vakti zamanı gelince tamamlıyor bir birini.

Yarım kalmış bir öykü, mısrasını yitirmiş bir şiir, kahramanı burkulmuş bir masal gibi her şey bir diğer yarımını arıyor sanki…

***

Sakin suların çağıldaması akabinde, çayır kuşlarının raksa duracak olması, nişane değil de nedir sahi?

Kalabalıkların umarsızca yürümelerine aldırmadan, usulcana bahar dağıtıyor ebruli tebessümlerini…

Uzun bir aradan sonra, toprağın alacağı vardı diyorum kendimce.

Hayallerde dönüp duran yılkı atlarının ayak seslerinin, ayyuka çıkmasını bilmişçesine, yağmur yağıyor ve alıp götürüyor insan ruhunu bilinmez alemlere…

***

Diri olmaya çağırıyor insanoğlunu bahar…

Yeniden ve yine yeniden yüreğe dönmeyi ve insanın kendi küllerinden yeniden dirilmeyi öğretiyor bahar insana…

“Her mutluluk bir gün mümkündür” sözünün içini doldururcasına, dirilen toprağın içinde kıvrılan tohumcuklar gibi ruhun bilinmez labirentlerini, yeniden diriltiyor bahar ilk yağmurlarla birlikte…

***

Yüreğini, yeniden keşfetmeye çağırıyor insanoğlunu bahar…

Kış boyu, yanımızda yöremizde seslerine aşina olduğumuz serçelerin seslerine, yeni karışan seslerle birlikte, sabır taşı çatlamak üzere olan eleğimsağmanın renk ahengine ramak kala, yağmur iğri iğri bir müjdeyi salıveriyor yeniden gönüllere…

Bahar geldi…

Tüm ihtişamı ve utandırılmış tebessümleri içinde barındıra barındıra bahar geldi…

Bahar geldi haberli miyiz?

 








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Bahar Geldi Haberli Miyiz
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Sivas Okumuyor!
Sivas Okumuyor!
Yapılan bütün araştırmalarda KİTAP OKUMA oranının en düşük olduğu iller sıralamasında SİVAS yer alıyor. SİVAS okumazken, anne ve babasının okumadığını gören çocuklar da okumuyor.
"Daban Emeği"
"Daban Emeği"
Kirkor DEĞİRMENCİYAN yazdı...
Ben Sana Mecburum...
Ben Sana Mecburum...
/ben sana mecburum bilemezsin/ adını mıh gibi aklımda tutuyorum/
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
"Kendine gel SİVASLI Kirkor! Sen yokluklardan gelen birisisin. Ananın ağıtları ile büyüdün. Bulgur pilavı yanına çok zaman turşu bile bulamazdın. Böbürlenmen ne ola ki”
Hurri ve Şerri
Hurri ve Şerri
Bir çok medeniyete beşiklik etmiş olan SİVAS, gizemli bir medeniyet olan HİTİTLER´in en önemli şehirlerinden biri olarak biliniyor. Özellikle HİTİTLER´in burada bulunan Fırtına Tanrısı´nın kutsal İKİZ BOĞALARI ise görenlerin dikkatini çekiyor
Çal Çoban Çal, Gam Senin Neyine?
Çal Çoban Çal, Gam Senin Neyine?
Osman ÇELİK Yazdı...
Güller Ülkesine Doğru...
Güller Ülkesine Doğru...
Sanattan uzak kalmış, yada kasten kaçırılmış insanın talihsizliği düşündürüyor beni. Yıllar geçmesine rağmen bir şiirin mısrasını hazmedememiş, bir roman kahramanıyla bütünleşmemiş, bir tiyatro sahnesinin içinde kendini bulamamış kişiler yok mu? İnsanı kendinden uzaklaştıran mekanların havasında bunları yaşamak ne kadar zor !
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Odasında bir hindiye tek başına yediğini görmüştüm. “AZAPLAR” ise çok iyi kalpli idiler.
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Burada adettir düğün kâhyasının kapısında davul çalınır. İyi de ben ne yapacağım kim yazmış beni dedim.(Bizim Niğde´de böyle bir adet yoktur) Bilmiyoruz dediler. Önce bahşiş sonrada düğün evinde görevini yapmazsan cezalandırılırsın dediler.
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
Şaban amca ezile büzüle “hocam senden izin istemeye geldik” şaşırmıştım. Ne izni Şaban amca dedim.”Biz bu hafta düğün yapacaktık. Eğer izin verirsen Bayrağı kaldıracağız, yoksa erteleyeceğiz”.O an boğazımın düğümlendiğini hissettim....
Esenlik Bildirisi
Esenlik Bildirisi
Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Kaf Dağı İnsan Yüreğidir
Bu otuz kuş anlamış ki, gerçek yolculuk samimi ve çileli olandır. Kendinden bildiğin uğruna, kendi yüreğini hesaba çekmedir gerçek yolculuk…
Ferhat İle Şirin
Ferhat İle Şirin
Kazmayı kayalara vura vura Şirin´e uzanan yolları ilmek ilmek dokuyan Ferhat,zaman ve mekan aşan utandırılmış sevdaların da timsali olagelmiştir.Sevgiliye ulaşmak için yıllara yayılan umut, sevda ve hasret vakti zamanı gelince bir su yolu olur ve uzanır dağlardan dağlara.Yüreğin en dip labirentlerinde okyanusları barındıran nice giz seyrangahı, bir nakkaş titizliğiyle işlenerek dönüşüverir elmasa…
bir ZARİFOĞLU şiiri
bir ZARİFOĞLU şiiri
İsmimim baş harfleri acz tutuyor
Bir SİVAS Hatırası...
Bir SİVAS Hatırası...
“O yıllarda köy 50 hane kadardı. Derleme toplama bir köy idi. Sürgün köyü sayılırdı. Hatrımda doğru kaldı ise 20 hane kadar TÜRK, 10 Hane kadar Kürt, 10 Hane kadar Ermeni 2 Hane kadar Rum 2 HANE kadar Çerkez yaşayan ilginç bir köydü. Bir SENARİST olsa o köyden çok film yapardı. Konan göçen çok olurdu. JANDARMADA eksik olmazdı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar