Aydın Olmak!
Selim Yıldız Yazdı...
Tarih: 8.1.2019 21:01:57/ 548okunma / 0yorum

YALANDAN BİLİM, YALANLA DA AYDIN OLMAZ: AYDIN OLMAK

“Halı senin her şeyin olabilir. Benim sadece ayaklarımla çiğnediğim şeydir. Sana benden ültimatom: Ya halılar ya insan!” Arif Nihat ASYA

      Selim YILDIZ

Adaletleri zulüm, kardeşlikleri nefret, sevgileri ölüm olan kir, kin ve kibir abidesi riyakar ve sinsi  yüzlerden, yaşadığı topraklara ve insanına, masum ve mazlumlara bigane hain ve kabadayı ellerden aydın, münevver yahut alim çıkmaz. Aydın insan olarak bilinen varlığın, insana ve insanlığa duyarlılığı menfaat, gösteriş, reklam ve sadece söylemden ibaretse orada aranması gereken mayası haysiyetsizlik olan sefil bir ruhtur. Zavallılıktır. Orada aranması gereken karaktersizliktir. Aranması gereken karakter aşınmasıdır. Soysuzluktur. Yalanla ve yalandan bilim olmaz. Aydın insanın her şeyden once kendini gerçekleştirmiş ve kendini aşmış, kişiliğinin ise oturmuş olması gerekir. Daha kendi içinde oturmayı başaramamış, kendinden uzak nefsin ve her türlü hırs ve hevanın mübtelası olmuş mübtezel tiplerden aydın, kültürümüzdeki karşılığı ile münevver, yahut alim olmaz. Nereye kadar gideceğini, nerede duracağını bilmeyen hatada ısrar eden, dengesiz ve narsist bir kişilik aydın doğurmaz. Bu tür kişilikler karanlık odalarda, karanlık işlerle uğraşmakla karanlığı çağırmaktan başka da bir işe yaramazlar.  Vicdanı ve elleri ile kara, karakteri felce uğramış, fıtratı ise yan yatmış karanlık insan müsveddelerinden aydın olmaz. Aydın, hayata ve insanlığa bakış açısı ile alnı açık, başı dik insandır. Aydın insanın yolu adalet ve doğruluktur.  Gerçekten aydın ve alim olan insanın durduğu yer “Hak”tır.

Bilgelerin diliyle konuşan Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig´de güneşin küçülmediği, dolu durduğu, güneşin doğuşuyla dünyanın ısındığından, gün doğumuyla yerin ısınmasından ve renk renk binlerce çiçek açışından bahseder. Aydın, münevver yahut alim olmak da güneş gibi olmayı, gün gibi doğmayı ifade etmeli, yolu doğruluk, yordamı adalet olmalıdır. Bunlar olmalı ki halk içinde yüreğini-gönlünü avucuna alıp utanmadan yürüyebilsin. Gerçi utanmak da insani bir duygu. Bir kişi utanabiliyorsa insan, yüreği avucunda utanmadan yürüyebiliyorsa  aydındır diyebiliriz. Bu çerçevede Yusuf Has Hacip doğruluk üzerine şunları yazmaktadır:

“…Dayanağı düz duran bir şeyin bütünü de düz durur. Her iyi parçanın bütünü de düzgün olur. Hangi şey yana yatarsa eğri olur. Bütün eğriler, kötülüğün dokusudur. Yamulduğu halde düşmeyen yoktur… Doğrunun eğrildiği gün, kıyamet kopar. Ben bütün işeri doğrulukla yaparım. İnsanları soylu veya köylü diye ayırmam.

Elimdeki bıçak, kesici ve biçici bir alettir. Ben işleri bıçak gibi keser atarım. Hak arayan kişi için işi uzatmam. Şeker ise zulme, haksızlığa uğrayarak benim kapıma gelen kişi için sunduğum adaletin sembolüdür. O buradan sevinç içinde tatlı tatlı ayrılır. Şu zehir gibi olan otu ise zorbalar ve doğruluktan ayrılanlar içer. Bunlar haksızlık edip bana getirilince verdiğim karardan dolayı bu zehirli otun çayını içmiş gibi olurlar.

Bu kaş çatıklığım, sertliğim bana yargı için getirilen zalimleredir.”          

Omurgalı olmak, doğruluk ve dürüstlük “aydın”da bulunması gereken temel özelliklerdir. Bu özellikleri gerçekten aydın olan samimi ruh ve kalemlerden de duymamız ve duyurmamız yerinde olacaktır. Bunlardan birisi merhum Arif Nihat Asya´nın öğrencilerinden merhum Mustafa Zeki Sofuoğlu´dur.

5 Mayıs 1960 tarihinde Zeki Sofoğlu´nun “Aydınların Direnişi” konferansını dinleyen Şevket Süreyya Aydemir, tanımadığı ve ilk defa dinleyeceği bu adam için “neyi ve niçin konuştuğunu bilen insandır” demektedir. Sofuoğlu, 1944 Türkçülük davasında yargılanan 23 Türk milliyetçisinden biri olduğu gibi, aynı zamanda 1965 seçimlerinde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi´nden (CKMP) milletvekili adayı da olmuş bir isimdir. Bulgaristan´dan Edirne´ye göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Aydemir ise, 1915´te Turancılık hayalinde, 1920´lerde Türkiye Komünist Fırkası (TKF) üyesi ve Aydınlık gazetesi yazarı, 1930´larda ise Kemalizmi devletçi, toplumcu ve milliyetçi temelde yorumlayan Kadro hareketinin önderlerinden, 27 Mayıs 1960 sonrası ise Atatürkçülük düşüncesinin dayanaklarından biridir. Kanaatimizce birbirine zıt gibi görünen bu iki ismi birleştiren temel husus aydın ve aydın insana bakışlarındaki dürüstlüktür. Aydın demek de bu olsa gerek. Dürüstlük. Aydemir, konferansta ayrıntı ve karakteristikleri açık, kesin ve sistemli bir şekilde ifade ettiği Sofuoğlu´nun “aydın”da bulunması gereken özellikleri şöyle sıraladığını belirtmektedir: 

1Aydın evvela bir fikir, amaç ve karakter sahibi olacaktır. Amaç ya da ülkü bir inanıştır. Yüksek ve gerçek değerlere bağlanıştır. İnanış bir karaktere temel olunca, aydın, hem inanan, hem inanılan insan olur. Bu inanılışa ise ihanet edemez. Çünkü ihanetin böyle bir karakterde yeri yoktur.

2- Aydın kandırmaz. Fakat inandırır. Kendisi de gerçeklere inandırılabilir. Çünkü gerçeklere bağlıdır. Ve gerçeklere de ihanet edemez. Onun içindir ki bağnaz (mutaassıp) ve inatçı değildir. İnandırma yolunda ise ancak bilime ve müspet bilgilere yer verir. Kafasında dokunulmaz tabulara yer yoktur.

3- Aydın cesurdur. Medeni cesaret sahibidir. Medeni cesaret ise, aydın için kahramanlık değil, doğal vasıftır. Fakat bazen şartlar öyle gelişir ki o zaman medeni cesaret bir kahramanlık halini alabilir. Bu hallerde aydın, medeni cesaretini gösterir ve kahraman olur. Ama bu kahramanlık kendisi için sadece bir görev olarak kalır.

4- Aydın, hakikat bildiği, gerçek bildiği şeyi kendisine saklamaz. Onu yaymayı da vazife bilir. Yani aydın, yalnız bir hakikat adamı değil, aynı zamanda hakikatin rehberi ve önderidir.

5- Aydın, toplumun hayrını ve çıkarlarını, kendi hayrının ve çıkarlarının üstünde tutar. Bunu bütün şartlar içinde ve her şeye rağmen yapar. Fedakârlığı hiçbir karşılık için değil, hasbidir. Topluma verir ama toplumdan karşılığını beklemez.

6- Aydın, bağlandığı ilkelere uygun bir yaşam sürdüren, dürüst ve feragatli bir insandır. Onun yaşamı ile prensipleri arasında çelişme yoktur.

7- Nihayet aydın, mazbut insandır. Metotlu ve muntazam çalışır. İhmal, dağınıklık ve avarelik aydın insana yakışmaz. Aydın bu tür zaaflardan kendini kurtaran insandır.

            Aydın insan, Arif Nihat Asya, Zeki Sofuoğlu, Cemil Meriç vb. gibi olmalıdır. Bir taraftan kutsal konuları tekel maddesi yapmayanlar, diğer taraftan da halıyı öncelemeyip insanı rafa koymayanlar gibi olmalıdır. Aydın insan, kutlu olanın insan, kutsal olanın insanlık olduğunun farkında olandır. Farkında olarak yaşayandır. Asya´nın dediği gibi “Kutsal; içi yenip dışı, dışı yenip içi atılacak yemiş değildir. Kutsal; dudaklar, diller, damaklar ve dişler için değil, yürekler ve vicdanlar içindir”

            Gerçek aydın, Cemil Meriç´in ifadesiyle  “yalanların peçesini yırtan, dünyadaki bütün haksızlıklara dur diye haykıran ele avuca sığmaz bir zeka, bir şuur, bir vicdan.”

            Yüreksizden, vicdansızdan hülasa yüreğiyle yürümeyenden aydın, münevver yahut alim olmaz.       








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Aydın Olmak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Sonsuza Uçan Kelebekler
Sonsuza Uçan Kelebekler
Osman ÇELİK Yazdı...
BU DEĞER SIVAS´ta...
BU DEĞER SIVAS´ta...
ŞARKIŞLA´nın Batı ve Kuzeybatısında KIZILIRMAK vadisinde yer alan ve EMLEK YÖRESİ olarak tabir edilen bölge, adeta soyut kültür mirası olarak dikkat çekiyor. Yetiştirdiği 200 aşık ve yüzlerce eser ile UNESCO´nun dikkatini çekebilecek bir değer olarak keşfedilmeyi bekliyor.
Sen Ne Güzel İNSANSIN!
Sen Ne Güzel İNSANSIN!
TÜRKİYE´nin en sıra dışı Rektörü olan hemşehrimiz Prof. Dr. Mustafa ÜNAL, “anne ve babası vefat eden öğrencisine” eşiyle birlikte kız istedi.
Bu Mudur İşte Budur!
Bu Mudur İşte Budur!
SARIKAMIŞ´ın anlatıldığı “BEYAZ HÜZÜN” Tiyatrosu AKM´de sergilendi. SALONUN hınca hınç dolu olması ise sevinçle karşılandı.
SARIKAMIŞ Şehitlerinin İLÇELERİ
SARIKAMIŞ Şehitlerinin İLÇELERİ
ANADOLU´nun yağız delikanlıları geri dönmeyi hiç düşünmediler.627 ve daha ismi bilinmeyen nice SİVASLI, kara kışa kıtlığa aldırmadan bu vatan için gittiler...
Sarıkamış´a Gidip Dönmeyen SİVASLILAR
Sarıkamış´a Gidip Dönmeyen SİVASLILAR
1914 yılının 15-22 Aralık tarihleri arasında, Sarıkamış yakınındaki Allahuekber dağlarında, Kars´ı Ruslardan geri almak için harekata katılan 60 bin asker donarak öldü. Başkumandan vekili Enver Paşa büyük bir güçle, Rusları hiç beklemedikleri bir yerden, Allahüekber dağlarından aşarak vurmayı ve Kars´ı yeniden vatan topraklarına katmayı hedeflemişti. Allahuekber dağlarının yer yer 2-3 bin rakımlı geçitlerinde ısı sıfırın altında 30 dereceye kadar düşüyordu. Türk askerlerinin büyük bölümü ise çölden gelmişti ve üzerlerinde yazlık üniformalar vardı. İşte 1914-1918 Sarıkamış ve Kafkas Cephesinde Şehit olan Sivaslıların isim listesi
KALE Doğal Film Seti
KALE Doğal Film Seti
Malatya, Mardin, Kayseri, Van Uluslar arası Film Festivalleri ile ülke gündemlerinde yerlerini almaya devam ediyorlar. Film Platoları oluşturarak kültür ve turizm anlamında önemli kazanımlar elde eden bu illerden, potansiyel olarak geri kalmayan Sivas ise sadece bu gelişmeleri seyretmekle yetiniyor.
Bu Ayıp Bize Yeter!
Bu Ayıp Bize Yeter!
Altınyayla İlçesi Deliilyas Beldesine ait olan CELALOĞLAN Türküsü kitaplaşmayı bekliyor. DELİİLYAS topraklarından doğan bu eşsiz türkünün, kitaplaştırılarak kültür hayatımıza ne zaman kazandırılacağı merak ediliyor.
TRT´de SİVAS Rüzgarı
TRT´de SİVAS Rüzgarı
Sivas´ın kadim kültürü TRT AVAZ ekranlarında izleyici ile buluşmaya devam ediyor.”Ninniden ağıta Anadolum” isimli programda Sivas´ın türküleri ve ağıtları ekrana yansıdı.
Şehrin İnsanı...
Şehrin İnsanı...
şehrin insanı, şehrin insanı, şehrinbozuk paraların insanı, sivicelerin
Gözler Milli Eğitim´de...
Gözler Milli Eğitim´de...
Şehir kamuoyu Müdür SAVAŞÇI´dan eğitim anlamlı temiz bir sayfa açmasını bekliyor. Milli Eğitim tarafından bilinen şaibeli okul idarecileri hakkında bir incelemenin zaruret olduğu vurgulanırken, Kurum kültürünü oluşturamayan, görevini yapmayan, Bayrak törenleri ve İSTİKLAL MARŞI hassasiyeti olmayanların görevlendirmelerinin iptal edilmesinin mecburiyet olduğu vurgulanıyor.
Bir GÜZELDAĞ Klasiği
Bir GÜZELDAĞ Klasiği
Bekir GÜZELDAĞ´ın hazırlayıp sunduğu “Hikayeleriyle Türkülerimiz” isimli program izlenme rekorları kırıyor. “Hastanenin Kapısına Kar Doldu” isimli türkünün hikâyesini ekrana taşıyan GÜZELDAĞ, Sivas kültürüne önemli bir katkı daha sundu.
Çekirge Bir Sıçrar İki Sıçrar!
Çekirge Bir Sıçrar İki Sıçrar!
“GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAKTAN” 10/04/2019 tarihinde mahkemeye çıkacak olan ALTINSOY´un şahitleri tesir altına alıp kendi lehine ifade vermeleri için bir MAARİF MÜFETTİŞİNİ aracı koyduğu iddia ediliyor.
Yeniden Yargı Yolu Açılmalı!
Yeniden Yargı Yolu Açılmalı!
28 ŞUBAT´ta bir oldu bitti ile hayatı karartılan mazlumların yeniden yargılanması talep ediliyor. Toplum vicdanında dinmeyen bir yara olan 28 ŞUBAT´TA pek çok insan bir siyasi yargılama ile hapiste çürümeye devam ediyor.
Vicdan ve Adalet SİVAS´ı da Görmeli
Vicdan ve Adalet SİVAS´ı da Görmeli
Kardeşi kardeşe kırdırmak için SİVAS ve BAŞBAĞLAR´da oynanan oyun milletin vicdanında derin yaralar açtı. Dış ve İç güçlerin terör örgütlerini kullanarak bir Alevi-Sünni ayrışması yapmak için SİVAS´ta yaptıkları katliam bütün Sivaslılar tarafından nefretle kınanıyor. Yaklaşık 24 yıldır olaylar ile uzaktan yakına ilgisi olmayan insanlar ise cezaevinde çürümeye devam ediyorlar.28 Şubat ruhu ile verilen cezalar kamu vicdanını yaralarken, Sivas mazlumlarının yeniden yargılanması bekleniyor.SİVASLILAR, Adalet Bakanı Abdülhamit GÜL´ün bu konuya eğilerek haksız yere içeride çürüyenler içinde adaleti tesis etmesini istiyorlar.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar