2 TEMMUZ Ortak Acımız
ANADOLU gibi can dan özge bir can olan, bu diyarlara, hiç kan ve göz yaşı libası yakışır mı?Her ne sebeple olursa olsun, bir damla kanın, bir damla gözyaşının dökülmesini, hangi yürek kabul edebilir?Hangi kelime, hangi ağıt, hangi yüreğin tam ortasına oturan acı, tarif edebilir hayatının baharında yola gidenleri?
Tarih: 1.7.2018 20:25:19/ 1780okunma / 0yorum

Yaşamın omuzlarımızdaki ahengi, bir diğerinin ahengi ile bütünlenince anlamlıdır…

Siyahı alabildiğince güzel kılan, beyazın yekpare sevdasıdır. Beyazı, kar dağları gibi ihtişamlı kılan da siyahın onun yanında durmasıdır…

Dünyayı algılayışımızı güvence altına alan, bizim gibi düşünmeyenlerdir. Farklı düşünceler, farklı bakış açıları içinde en özgün fikirler doğar öteler ötesine…Farklılıklarımız zenginliğimizdir...

Alem, değişik düşüncelerin artması ile güzeldir. Nasıl ki siyahı anlamlı kılan beyaz, beyazı anlamlı kılan siyah ise…

Bu kadim topraklar, farklılıkların sığındığı korunduğu abı hayat olmuştur asırlardır…

Hangi görüşe, hangi düşünceye sahip olunursa olunsun, insan olma erdemi her düşüncenin bir üst değeri olarak seyri suluk etmiştir…Yaşam senin gibi düşünmeyenlerle kıymetlidir… Senin fikrine değişik fikirler katma ile anlamlıdır…

Zıtlıklar olmasa, bizi boğan tekdüzelik çekilebilir mi hiç?

ANADOLU gibi can dan özge bir can olan, bu diyarlara, hiç kan ve göz yaşı libası yakışır mı?Her ne sebeple olursa olsun, bir damla kanın, bir damla gözyaşının dökülmesini, hangi yürek kabul edebilir?Hangi kelime, hangi ağıt, hangi yüreğin tam ortasına oturan acı, tarif edebilir hayatının baharında yola gidenleri?

Acı yıllar… 1990´ın karanlık ölüm tiyatroları… Ölümlerin, faili meçhullerin, gözü yaşlı anaların yılları…Hüznün ve ölümün kol gezdiği, gönlü dağlayan ahların gök kubbeyi çepeçevre sardığı kara yıllar.

Acının kaderleştiği, kaderin acılaştığı zamanlar.

Ağuların, aşlara katılıp, gözyaşı ülkelerine sürgün edildiği yıllar…Ölüm kokan seneler, ölüm kokan diyarlar, ölüm kokan hayaller…

Ardı kesilmez karanlık tiyatrolara alet edilmiş binlerce insan. Bilinmez husumetlere, taraf edilmiş yığınlar…Eli kalem tutacakken, eli ekmek tutacakken, avuçlarına acı verilmiş nice insan…

Bu topraklarda, asırlardır kardeşçe yaşayan insanları, ayrı gayrı yapmak için düzenlenen oyun üstüne oyun denemeleri…

Maraş, Çorum, Sivas, Başbağlar… Kardeşi kardeşe kırdırma girişimleri…

Ve Sivas… Karanlık oyun için, önceden kurgulanmış bir şehir. Aynı toprakların insanlarını, bir birine kurban etmek için seçtirilmiş bir şehir…

Dumanlar, ölümler, acılar… Ağıtlar, hüzünler, yarım kalmışlıklar… Kızılırmağa karışan göz yaşı selleri… Hüznün kol gezdiği kara günler…

2 Temmuz Sivas acısı, daha yüreklerde tazeliğini korurken, kanlı ve karanlık ellerin Başbağlar´da da sergilediği ölüm içindeki ölümler…Acıyı kaderleştirme, gözyaşını ayrı gayrı kılma oyunları.

Oysa gözyaşının rengi, milleti, kadını erkeği yoktur… Acısı vardır, yarım bırakılmışlığı vardır, gidipde geriye dönmeyeni vardır…

Yasa bağlanmış yürekleri, karanfil kokularına eş adanmışlıkları, mısralara sığınmış dörtlükleri var. Acının tarifi yok  ancak acısı var. İçten içe kor gibi, yıllardır usul usul yananı var…

2 Temmuz ortak acımız…

Başbağlar ortak acımız…

Ne kadar acı içinde ölüm, ölüm içinde acı varsa kendi yüreğimizdedir…

Bir çocuk anasız ve babasız kalmışsa sorumluluk bizdedir. Her bayram gelende, öpecek el bulamamışsa sorumluluk bizdedir. Kara dumanlar, kör kurşunlar alıp götürmüşse onlarca insanı, sorumluluk bizdedir.

2 Temmuz´da Sivas´ta yaşamını yitirenlerin acısı hala içimizde. Bu yas ortak yasımız…

Gök kubbeyi sarsan ağıtlar, bizim ağıtlarımız.2 Temmuz ortak hüznümüz.  2 Temmuz´da yaşamanı yitiren her fert, bizim acı bir kaybımızdır, değerimizdir, geleceğimizdir…

Asırlardır senliğe benliğe mahal vermeyen, bir parça ekmeği bölüşen SİVAS´ta, kardeşi kardeşe kırdırmaya uğraşanlar başarılı olamayacaklar.

Bu ve benzeri acılar bir daha, bu topraklarda yaşanmamalı. Yüzyıllardır, acıyı hüznü, mutluluğu, bir lokmayı paylaşmış insanları, kimsenin ama hiç kimsenin ayrılığa gayrılığa iteklemeye gücü yetmeyecektir…

Bir birimizin düşüncesine, yaşam tarzına,dünya görüşüne saygılı olduğumuz hatta onu koruyup kolladığımız müddetçe insanızdır.

İnsan onuru,insan sevgisi bunu gerektirir…








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: TEMMUZ Ortak Acımız
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
insanlık ölmesin!
insanlık ölmesin!
insanlık ölmesin!
Neredeeen nereye?
Neredeeen nereye?
Yıllardır FETÖ ile mücadele eden ve bedel ödeyen haysiyetli onurlu insanları "BUNLAR FETÖCÜ" diye suç duyurusunda bulunan ve şikayet eden Sami AYDIN´ın, bu heyecanı ve korkusunun nedenleri kamuoyu tarafından merak ediliyor.
Sizi Rahatsız Etmeye Geliyoruz!
Sizi Rahatsız Etmeye Geliyoruz!
Bütün hakikatleri yoklamak, Bütün yalanların maskesini yırtmak, Kalabalığa doğruyu göstermek.
Hisseli Harikalar Kumpanyası
Hisseli Harikalar Kumpanyası
İcraat, halkın gönlüne girme gayreti yerine sosyal medya odaklı sanal içerikle belediye günleri heba edilirken,dizilerdeki kötü karakterlerin SİVAS´ta karşılanması ve ERZURUM SİVAS kar yağışı atışmaları gibi 0-7 yaş zeka esprisi ile yolun sonuna gelindiği gözlemleniyor.
Vah vah vaaaaaahhh!
Vah vah vaaaaaahhh!
Yaşları 65 e dayanan Muaz UZUN ve Ahmet ÖZAYDIN kara kara düşünüyorlar. TEKAÜTE ayrılacak olan bu isimlerin,bir yolunu bulup gerekse Meclis Üyeliğine asılmayı dahi düşündükleri öğrenildi.
Camiyi Bitirelim
Camiyi Bitirelim
Yeni kurulan AHMET TURAN GAZİ MAHALLESİ´nde iki yıl önce bir gurup idealist insanın bir araya gelerek başlattıkları cami projesi adım adım ilerliyor.Hayırseverlerin bu işe el atması durumunda yazın caminin tamamlanacağı belirtildi.
Bunu da Gördük!
Bunu da Gördük!
Yıllardır Kültür Müdürlüğü koltuğunda “oturan” Kadir PÜRLÜ bir skandala imza attı. “Eski Türkiye bürokratik hantallığı ve kast sistemi anlayışının en somut örneği olan ve şehirde “duran adam” olarak tabir edilen İl Kültür ve Turizm Müdürünün, 16 yıla dayanan Müdürlüğünde şehre ne kazandırdığı merak ediliyor.
Şehir Bürokrasisi Değişmeli
Şehir Bürokrasisi Değişmeli
TÜRKİYE değişip her alanda yenilenirken, SİVAS bürokratik yapısı hala aynı yerinde duruyor. “YÜZ ESKİMESİ” ne uğramış pek çok ismin hala yerlerinde durması şaşkınlık oluşturuyor.
Eski Vekil Kamuoyunu Aydınlatacak mı?
Eski Vekil Kamuoyunu Aydınlatacak mı?
SİVAS´taki “ÜLFET HUKUK DERNEĞİ” yapılanması tam anlamıyla araştırılmayı bekliyor. Bu derneğin bir zamanlar içinde olan Eski Vekil Hilmi BİLGİN´in “dokunulmazlığı” da kalktığına göre bildiklerini anlatması arzulanıyor.
Üçü Bir Arada!
Üçü Bir Arada!
SİVAS yerel seçimlere odaklandı. Vekilliği sona eren Hilmi BİLGİN´in, yerel seçimler için satranç oyunu başlattığı kamuoyunda konuşuluyor. Sami AYDIN´ı Belediye Başkanlığı için, Ahmet KUZU´yu da İl Başkanı olarak hazırlayan BİLGİN´in, İsmet YILMAZ´ın etki alanını kırmak için de yoğun çaba gösterdiği haber merkezimize gelen bilgiler arasında.
Sivas Bir Kültür Şehri Değildir!
Sivas Bir Kültür Şehri Değildir!
Lafı dolandırıp döndürmeye gerek yok sevgili okurlar. Sivas bir kültür şehri değildir. Sivas, tarihinde kültürel anlamda en dar ve en içine kapalı dönemini yaşıyor.Turizm konusuna hiç girmeyeceğim, zira kültürel bir yavanlığa boğulan şehirde turizmden bahsetmek komiklik olur.
Aşka Güvenin...
Aşka Güvenin...
Aşk belki çok acı veren bir şeydir ama yine de ona güvenin...
Keşişin Kayıp Kitapları
Keşişin Kayıp Kitapları
SİVAS tarihi ve kültürü açısından çok önemli hatıralar zinciri...
Bir şeyler Yapmalı!
Bir şeyler Yapmalı!
Ekonomik anlamda kendini gerçekleştiremeyen şehir, sosyal hayatta var olan ve giderek de kronikleşen gerilemeler ile karşı karşıya. Batı illerindeki küçük bir yerleşim yerindeki ekonomik canlılık kadar dahi bir gelişme görülmezken, şehrin kodlarını yıllardır elinde bulunduran bürokratik oligarşi da gelişmeyi engelliyor.
"ihtiyarlık kötü pusattır"
"ihtiyarlık kötü pusattır"
"ihtiyarlık kötü pusattır oğul"
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Sivas için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:00 07:44 12:44 15:09 17:27 18:59
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar